Gayb, insanın sınırlarını aşan, beş duyu ile algılanamayan ve sadece Allah'ın bilgisi dâhilinde olan bir kavramdır. Tarih boyunca farklı kültürlerde ve dinlerde gayba dair birçok farklı inanış ve yorum ortaya çıkmıştır. Ancak çoğu insan, gaybın varlığına inanmış ve onun anlaşılmasına dair bir arayış içinde olmuştur. Bu arayış, geleceği bilme arzusu ile yakından ilişkilidir. İnsanoğlu, belirsizliği ortadan kaldırmak ve gelecekte neler olacağını öğrenmek istemiş, bu istek bazen onu doğru yoldan saptıran inanç ve davranışlara sevk etmiştir.
Zümer Suresi 3. ayeti, Allah'a ibadet konusunda samimiyetin ve yalnızca O'na yönelmenin önemini vurgulayan derin bir mesaj taşır. Ayet tam olarak şöyledir:
Hayat, beklenmedik olaylar ve zorluklarla doludur. Bu dalgalı sularla başa çıkabilmek için zihinsel esneklik büyük önem taşır. Zihinsel esneklik, bireylerin stres, kriz ve değişim anlarında sağlıklı ve etkili bir şekilde uyum sağlamasını sağlayan psikolojik bir beceridir. Bu yazıda, zor zamanlarda zihinsel esnekliği nasıl geliştirebileceğimize dair stratejiler ve zihinsel sağlık üzerine ipuçları ele alınacaktır.
Aile, Türk toplumunun temel yapı taşlarından biridir. Tarih boyunca güçlü aile bağları ve dayanışma, milletimizin ayakta kalmasında büyük rol oynamıştır. Ancak, özellikle son yüzyılda değişen yaşam koşulları, modernleşme süreci ve bireyselleşme, aile kavramını derinden etkilemiş ve bu güçlü bağların zayıflamasına neden olmuştur. Oysa ki, aile sadece anne, baba ve çocuklardan oluşan bir çekirdek yapı değil; aynı zamanda büyükler, amcalar, teyzeler, kuzenler ve hatta komşularla genişleyen bir toplumsal ağdır.
Globalleşen dünyada İslam ümmetinin karşılaştığı zorluklar ve Türk dünyasının bu süreçteki rolü, Dr. Hayati Bice’nin makalesinde derinlemesine inceleniyor. İslam dünyası, globalleşmenin getirdiği değişimlere nasıl uyum sağlayacak? Panİslâmîzm ve Pantürkizm gibi ideolojilerin bugünkü etkileri nedir?
Bir Müslümanın temel dini bilgileri öğrenmesi, imanını güçlendirir ve ibadetlerini doğru şekilde yapmasına yardımcı olur. İslam’ın esasları, hem dünya hem de ahiret mutluluğunu kazanmanın anahtarıdır.
İslâm, Arapça kökenli bir kelime olup, “teslimiyet”, “barış” ve “esenlik” anlamlarını taşır. Bu kelime, Müslümanların Allah'a tam anlamıyla teslim olarak barış ve huzur buldukları dini inançlarını ve yaşam biçimlerini ifade eder.
Günah işleyen pek çok insan, yaptıkları hatalar için en kolay bahaneyi şeytana kanmakta bulur. Ancak, Kur’an-ı Kerim’de İsrâ Suresi 65. ayette şeytana hitaben, "Şurası muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir nüfuzun olmayacaktır. Güvenip dayanmak için Rabbin yeter." buyrulmaktadır. Bu ayet, insanın şeytanın etkisinden daha güçlü olabileceğini, eğer Allah’a tam bir bağlılık gösterirse şeytanın üzerinde hiçbir otorite kuramayacağını açıkça ifade eder.
Soru sormak, bilginin anahtarıdır ve insanın öğrenme sürecinin temel bir parçasıdır. İnsan, hem kendisine hem de çevresindekilere sorular sorarak merakını giderir ve öğrenme güdüsünü tatmin eder. Soru sormak, sadece bilgi edinmek için değil, aynı zamanda insanlar arasındaki iletişimin ve etkileşimin bir aracı olarak da önemli bir rol oynar. Ancak, bu önemli eylemin belirli bir adabı ve usulü vardır.
Günah işleyen birçok insan, yaptıkları hatalar için en kolay bahane olarak şeytana kanmayı öne sürer. Ancak Kur’an-ı Kerim’de, İsrâ Suresi 65. ayette şeytana hitaben, "Şurası muhakkak ki benim kullarım üzerinde senin hiçbir nüfuzun olmayacaktır. Güvenip dayanmak için Rabbin yeter." buyrulmaktadır. Bu ayet, insanın iradesinin ve Allah’a olan bağlılığının şeytanın etkisinden daha güçlü olduğunu vurgulayan önemli bir mesaj taşır.
Kriz zamanları, toplumların dayanıklılığını sınar. Ancak aynı zorluklar, toplumsal dayanışmanın ne kadar kritik olduğunu da gösterir. Doğal afetler, ekonomik krizler, sağlık pandemileri gibi zor zamanlarda, toplumlar arası işbirliği ve destek, umutsuzluk anlarında bile insanların ayakta kalmasını sağlar. Bu yazıda, toplumsal dayanışmanın kriz zamanlarında toplumu nasıl güçlü tuttuğu, dayanışma örnekleri ve bu kavramın önemi ele alınacaktır.
Hz. Muhammed’in (sas) peygamber olarak gönderileceği, Kur’an-ı Kerim’de Tevrat ve İncil’de yer aldığı bildirilen müjdelerle desteklenmiştir. Kur’an-ı Kerim, A'râf Suresi 157. ayette, Ehl-i Kitab’ın ellerinde bulunan Tevrat ve İncil’de Hz. Muhammed’in (sas) peygamber olarak geleceğinin yazılı olduğunu belirtir: “Onlar, ellerindeki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları o elçiye, ümmî Peygamber’e uyarlar.” Bu ayet, İslam âlimlerince Hz. Muhammed’in (sas) geçmiş ilahi kitaplarda müjdelenmiş olduğuna dair açık bir delil olarak kabul edilmiştir.