İnsanı en güzel surette yaratan yüce Yaratıcı, dünyayı ve diğer varlıkları insanın hizmetine sunmuş, ancak aynı zamanda ona büyük sorumluluklar da yüklemiştir. Kur'an-ı Kerim'de yer alan "İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?" (Kıyâme, 75/36) ayeti, insanın bu dünyada sorumlulukları olduğunu ve bu sorumlulukların bilincinde olması gerektiğini hatırlatır. Yine Ahzâb Suresi 72. ayette, insanın yüklendiği bu sorumluluğun büyüklüğü ve önemi vurgulanır.
Aileyle beraber zaman geçirmek, aile üyeleri arasında güçlü ve sağlıklı bağlar kurmanın en etkili yollarından biridir. Aile üyeleri arasındaki bu özel zaman dilimleri, bireylerin birbirlerine olan sevgilerini, saygılarını ve bağlılıklarını ifade etmeleri için mükemmel bir fırsattır. Özellikle çocuklar için aile ile geçirilen zaman, onların gelişiminde ve kendine güven kazanmasında büyük bir rol oynar. Anne babasıyla zaman geçiren bir çocuk, kendisinin önemli olduğunu hisseder ve bu da onun duygusal ve psikolojik sağlığına olumlu katkılar sağlar.
Helal kavramı, İslam'da çok önemli bir yer tutan dinî bir terimdir. Helal, mübah, câiz, serbest olmak gibi anlamlara gelir ve haramın karşıtı olarak kullanılır. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bir hadisinde belirttiği gibi, "Helal, Allah’ın kitabında helal kıldığı, haram da haram kıldığı şeylerdir" (İbn Mâce, Et’ime, 60). Bu hadis, helal ve haram kavramlarının sınırlarının, İslam dininde Allah tarafından belirlendiğini ve bu sınırların kesin olduğunu vurgular.
Dârüşşifa, İslam dünyasında hastanelerin genel adı olarak kullanılan bir terimdir ve bu kurumlar, sadece Müslümanlar için değil, tüm insanlara hizmet sunan sosyal hizmet merkezleriydi. Dârü’l-âfiye, şifahane, bîmâristan gibi farklı isimlerle de anılan bu hastaneler, toplumun her kesiminden insanlara eşit bir şekilde sağlık hizmeti sunmayı amaçlamışlardır. Kadın, erkek, Müslim veya gayr-ı müslim ayrımı gözetmeksizin herkese şifa dağıtan bu kurumlar, İslam medeniyetinin insan sağlığına verdiği önemin bir yansımasıdır.
İslam dininde kibir, yani kendini başkalarından üstün görme ve diğer insanları küçümseme hali, kesin bir dille yasaklanmıştır. Kibrin, dinimizde "zerre kadar"ının bile tasvip edilmediği vurgulanmış, bu tür bir tutumun iman ile bağdaşmadığı ifade edilmiştir (Müslim, Birr, 32). Kibir, sadece bir ahlaki zaaf olarak değil, aynı zamanda insanı manevi olarak felakete sürükleyen tehlikeli bir hastalık olarak görülmüştür.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), ümmetini helâl, haram ve bunlar arasında kalan şüpheli şeyler konusunda dikkatli olmaya çağırmıştır. Bu konuda en meşhur hadislerinden biri, helâl ve haramın net olarak bilindiğini, fakat bu ikisi arasında şüpheli şeylerin bulunduğunu ifade eder. Bu şüpheli şeyler, her zaman açıkça helâl ya da haram olarak tanımlanamayan, dolayısıyla kişinin dikkatle yaklaşması gereken durumlardır.
Hayatın akışı içerisinde her birimizin yaşadığı zorluklar, çile ve kederler, maddi ve manevi sıkıntılarla dolu anlar olması mukadderdir. Dünyada yaşanan bu türlü sıkıntılar, aslında hayatın bir gerçeği ve dünya imtihanının birer parçasıdır. Müminler olarak biliriz ki, hayat sadece mutluluk ve rahatlıkla değil, aynı zamanda sıkıntı ve zorluklarla da doludur. Bu denge, insanın manevi olgunluğa erişmesinde, imanını güçlendirmesinde ve Rabbine olan bağlılığını artırmasında önemli bir rol oynar.
Sözlükte “bir şeyi gözetimi altına alıp korumak ve onu yönetmek” manasındaki “heymene” kökünden türeyen “Müheymin” kâinatın bütün işlerini idare eden demektir.
Namaz Mirac’da farz kılınmıştır. Yücelerden alınıp getirilen bir hediyedir. Namaz kılan kişi, işte bu kutlu yolculuğu kendi içinde yaşar. Anlamına uygun, gereği gibi kılınırsa eğer, namaz mü’minin “mirac”ı olur! O, arınma ve korunmanın mü’min tarafından her gün beş defa tekrar yaşanmasını sağlar.
Büyü anlamına gelen sihir, çeşitli tekniklerle ve meşru olmayan yollarla insanları manyetize edip tabiat kanunlarına aykırı gözüken birtakım olayları gerçekleştiriyor görüntüsü vererek aldatma faaliyetidir.
Besmele, genel anlamda her hayırlı işin başında Allah’ın adını hatırlamanın, özelde ise Kur’an-ı Kerim’in “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” anlamına gelen “Bismillahirrahmanirrahîm” ayetinin adıdır.
Kategorileri FiltreleBirden fazla kategori seçebilirsiniz